Sürgün Limanlar

Spread the love

Sürgün; altı harf iki heceden ibaret olan bir kelimemi sadece. Yoksa koca dağların arasında yalnız kalmanın ruh halimi. Neler neler okuduk izledik sürgün hayatlara ilişkin. Bir o kadarıda ya saklı ya da üstü toprak örtülü. Okuduklarımız siyasi karakterlerin sürgün hikayelerinin ekseninde dönüyor genellikle, tabi olmazsa olmaz bir de aşk sürgünlerinden. Onca şarkıya, şiire, resme konu olan sürgün acaba bizim hayatımızda nerde duruyor?

 

Yedi-sekiz yıl önce bir Erzurum seyahatinde ilk kez dinlemiş olduğum “Dağlarına Dargınım Gözlerine Sürgünüm” türküsü altı kez tekrar edince isyan başlamıştı gözlerimde. Yıllar içerisinde dinledikçe türkü gittikçe dokunmaya başladı bam telime. Nasıl dokunmasın sözleri akşam karanlığında efkardan bulutlar toplar insanın üzerine, kimine yağmur bırakır kimine dolu…

 

Ya da Sezai Karakoç’un “Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine” şiirini okumuşsanız anlayacaksınız sürgün hayat hikayelerini daha iyi.  Beşeri aşk ile manevi aşk arasıdan kendinize sürgün limanlar bulacaksınız okyanus diplerinde; kaptansız, rotasız….

 

“Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi

Sevgili

En sevgili

Ey sevgili

Uzatma dünya sürgünümü benim” S.Karakoç

 

Sahi nerden gelmiştik sürgün konusuna? Yine bir başkentten Ankara’dan. Zaman zaman yolculuklar yapıyorum geçenlerde yine birini gerçekleştirdim. Yazı-kışı soğuk, suyunda havasında tad olmayan diyara.  Sonuç şu; Ankara benim için sürgünden başka birşey değil. Aşıklar şehri İstanbul’a sonsuz selam olsun…

 

Meraklısına Notlar:

1-Dağlarına Dargını Yollarına Sürgünüm

2-Sezai karakoç-Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine

Bir cevap yazın